Rehber Öğretmenlere Veliler Tarafından Sık Sık Sorulan Sorular

1. Oğlumuzun İnşaat Mühendisi olmasını istiyoruz, ancak O müzisyen olmak istiyor; bu konuda evde sert tartışmalar oluyor, ne önerirsiniz?

Zannediyorum sizin ve belki de eşinizin inşaat mühendisi olmanız sizin bu isteğinizde önemli bir etken. Evet sizin çocuğunuz ve tabii ki siz de O’nun iyi bir mesleği ve geleceği olsun istiyorsunuz. Ama burada unutulmaması gereken nokta şu: oğlunuz da bir birey ve O’nun da farklı ilgi ve yetenekleri var. Çocuğunuz, ilgi ve yeteneklerine uygun bir meslek seçip buna yöneldiğinde başarılı da olacaktır. Tabii ki sizler de bilgi ve tecrübelerinizi çocuğunuzla paylaşmalısınız ancak bu konuda son kararı O’nun vermesi bize göre en doğrusudur.

2. Çocuğumuzun okul ve sınav başarısı için biz anne-babalara düşen görevler nelerdir?

Bir kere bu yolda sizlere de düşen önemli görevler olduğunu kabul etmeniz gerekiyor. Çocuğunuzu devlet-özel okula ve dershaneye göndermekle işiniz bitmiyor. Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın, bu şekilde onu motive etmeyeceğiniz gibi demoralize edersiniz. Çocuğunuzla sadece derslerden ve sınavlardan konuşmayın, pek çok konuda onunla paylaşımda bulunun. Kendi kararlarını almasını destekleyin ve yardımcı olun. Sadece eleştirmeyin ayrıca övün; yani hep hatalarını söylemeyin, başarılı olduğu işlerden dolayı onunla gurur duyduğunuzu ifade edin. Çocuğunuzla ilgili bir karar aldığınızda anne-baba ve eğer varsa evdeki diğer büyükler tutarlı olun, farklı uygulamalarda bulunmayın. Onunla sık sık konuşun ve belki de hepsinden önemlisi onu dinleyin. Yanlış da olsa fikirlerine saygı duyun. Ama yanlışlarını da düzeltin. Birbirinize samimi ve yardımcı olun.

3. Çocuğum okuldan/dershaneden eve geliyor ve hemen odasına geçiyor; bizimle neredeyse hiç konuşmuyor. Bu durum bizi üzüyor, ne yapmalıyız?

Öğrencinizle iletişim yoluyla çözebileceğiniz bir sorun bu. Onun ilgilerinden ve zevklerinden konuşun. Ona karşı yıkıcı değil yapıcı olun. Onu dinleyip fikirlerine saygı gösterin. Ona birtakım sorumluluklar verin. Yani onun yardımcısı ve destekçisi olduğunuzu hissettirin. Muhtemelen çocuğunuz sizinle paylaşacak bir şey olmadığından ya da onu hep eleştirdiğinizi düşünerek böyle davranıyordur.

4.Boşanmış bir anne-baba olarak, çocuğumuza nasıl davranmalıyız ki bu durumdan olumsuz etkilenmesine engel olalım?

Hem anne, hem babanın çocuk ile paylaşımda bulunmasını sağlayın. Bu durumu ona uygun bir dille anlatın. Anne-baba olarak asla çocuğunuza birbirinizi kötülemeyin. Birbirinizden nefret ettirmek, çocuğunuzun kişilik gelişimine ve insan sevgisine zarar verir. Uygun olursa çocuğunuz , siz ve eşiniz bir araya gelin. Çocuğunuzun hem anne hem de baba sevgisine ihtiyacı olduğunu unutmayın.

5.Çocuğumuz günde kaç saat ders çalışmalı, ben az çalıştığını düşünüyorum, o ise çalışmasını yeterli buluyor?

Çocuğunuza "ders çalış” baskısı yapmakla çocuğunuza ders çalıştıramayacağınız bir gerçektir. Böyle bir durumda en fazla çalışıyormuş gibi yapıp sizi kandırabilir. Daha çok ders çalıştırmakla çocuğunuzun başarısını arttırmanız her zaman mümkün olmaz. Düzenli çalıştıktan sonra günde 2-3 saatlik çalışma yeterli olacaktır. Ama bu süre çoğunlukla asıl çalışılması gereken ders ve konulara ayrılmalıdır.

6.Oğlum bilgisayar başında çok oyalanıyor; okuldan gelip yemek bile yemeden bilgisayarda oyun oynamaya başlıyor, bu durumda ne yapmalıyız?

Oğlunuza bilgisayarın zararlarından bahsetmelisiniz ve onunla bir anlaşma yapmalısınız. Bilgisayarı ne zaman kullanacağını beraberce belirlemelisiniz. Bu saatler dışında bilgisayar kullanımına izin vermeyin. Ama bunu mutlaka çocuğunuzla beraber ayarlamalısınız. Tabii bu konuda önemli noktalardan biri de ailenin tüm üyelerinin alınan kararın uygulanmasında kararlı ve hemfikir olmaları.

7.Anne-baba çalıştığımız için akşamları eve geliyoruz, bu yüzden çocuğumuza çok vakit ayıramıyoruz. Onunla daha fazla ilgilenmek de istiyoruz ancak yorgun oluyoruz, ne yapmalıyız?

Evde geçen zaman diliminde yaptığınız işlere ve etkinliklere çocuğunuzu da katın. Örneğin ev işi yapıyorsanız ona da küçük görevler verin. Öyle bir düzen oluşturun ki, hem evdeki işlerinizi yapın hem de onunla ilgilenmiş olun. Ama tatil günlerinizde de mutlaka en az birkaç saatinizi çocuğunuza özel olarak ayırın.

8.Çocuğumun çevremizdeki diğer çocuklara göre başarısı düşük, bu durum beni kızdırıyor; diğer çocuklarla kıyaslayarak onu motive etmeye çalışıyorum, çocuğumun başarısını arttırmak için neler yapmalıyım?

Öncelikle şunu belirtelim ki başarısız çocuk yoktur, yani her bireyin başarılı olduğu alanlar mutlaka vardır. Örneğin çocuğunuz belki matematikte çok iyi değildir, ancak müzikte çok başarılı olabilir. Ya da sanatta çok iyi değildir de sporda başarılıdır. Burada önemli olan nokta, çocuğunuzun başarılı olacağı alanları tespit etmek ve onu bu alanlara yönlendirmektir. Bunun için de rehber öğretmeniniz/psikolojik danışmanınızdan veya diğer ilgili uzmanlardan destek alabilirsiniz. Çocuğunuzu ondan daha başarılı öğrencilerle kıyaslayarak motive etmeniz de pek mümkün değildir. Tam tersine çocuğunuz için olumsuz bir durum olur bu.

9.Çocuğumuz sözlerimizi dinlemiyor, söylediklerimizin tersini yapıyor, bunun sebebi nedir?

Söylediklerinizi çocuğunuza nasıl söylediğiniz çok önemlidir. Burada eğer bir dayatma olursa çocuğunuz bunu bir restleşmeye çevirebilir ki bu çok rastlanan bir durumdur. Çocuğunuza yapıcı olduğunuzu ve birtakım kuralları onun yararı için istediğinizi hissettirmelisiniz. Aksi takdirde "benim dediğim olacak” tarzı istekler özellikle de ergenlik döneminde ise, çocuğunuzda bir inatlaşma ve söylediğinizin tersini yapma eğilimi oluşturacaktır. Ayrıca birtakım isteklerde bulunurken çocuğunuzun yaş özelliklerini de dikkate almanız gerekir. Unutmayın ki o sizden genç bir birey ve gençliğini yaşadığı dönem sizin gençlik döneminizden farklı özellikler taşıyor.

10.Çocuğuma öğrenme stili ile ilgili bir envanter yaptırmak istiyorum, tavsiye eder misiniz?

Öğrenme stili envanteri uygulatmanızı kesinlikle öneririm. Bireyin öğrenme stiline uygun (görsel-işitsel-dokunsal) ders çalışması mutlaka verimini ve başarısını arttıracaktır. Önemli olan uygun şekilde öğrencinin ders çalışmasını sağlamaktır. Bunun için de öğrenme stilini saptamak ilk adım olacaktır.

11.Çocuğum okula gitmek istemiyor, okuldan korkuyor. Bunun nedenleri neler olabilir? Neler yapmalıyım?

En çok ilköğretime başlandığı dönemde ortaya çıkmakla birlikte anasınıfına ve yuvaya başlama zamanında ve okul yaşantısının ilerleyen yıllarında da görülebilmektedir. İlköğretimde görülme sıklığı fazla ancak ortadan kalkması kolaydır. Ancak yaş ilerledikçe görülme sıklığı azalmakla birlikte ortadan kalkması güçleşir. Bu çocuklar genellikle sosyal ilişki kurmakta güçlük çeken, içe kapanık, utangaç çocuklardır. Başarı kaygısı duyarlar ve aşırı onay beklerler. Bu çocuklar ailelerine özellikle annelerine bağımlıdırlar. Anne ve babaları olmadan bir yere gitmek bir şey yapmak istemezler. Evde kaldıklarında kendilerini daha mutlu hissederler, okula gittiklerinde akılları evde kalır. Yanlarında anne babaları olmadan sınıfa girmek istemezler. Çeşitli bahaneler uydurup, okula gitmek istemez evde kalmak için ısrar ederler. Karınlarının, başlarının ağrıdığını hasta olduklarını söylerler. Bu yakınmalar evde kalmalarına izin verildiğinde sona erer. Evde kalmak için ağlarlar, bağırırlar bazen kendini odaya kilitler, oradan okula gitmemek için izin alana kadar çıkmazlar. İştahsızlık ve uykusuzluk görülmektedir. Okul korkusu, okul fobisi ve okuldan kaçma farklı durumlardır, birbirleriyle karıştırılmaması gerekir. Okuldan kaçmada, okul korkusu yoktur. Okuldan kaçan çocukların öğrenme motivasyonu düşüktür, zeka düzeyi normal yada normalin altındadır. Bu çocuklar hasta olduğundan yakınmaz ve anne babanın çocuğun okula gitmediğinden haberi yoktur. Çünkü; çocuk okuldan kaçtığından evde kalmaz. Okuldan kaçma bir disiplin sorunu olarak görülebilir. Okul fobisinde ise, psikosomatik belirtiler görülmektedir. Okul fobisi olan çocukta mide bulantısı, baş ağrısı, karın ağrısı, baş dönmesi, kusma gibi bedensel şikayetler görülür. Bu çocukların zihin düzeyi normal yada normalin üstündedir. Öğrenme ve başarı motivasyonu yüksektir.

Okul korkusunun temelinde çocuğun anne babaya çoğunlukla da anneye aşırı bağımlı olması ve anne babadan ayrılma korkusu yatar. Çocuk anne babası olmadığında kendisine bir şey olacağından korkuyor olabilir. Kendisi anne babasının yanında olmadığında anne babasına bir şey olmasından korkuyor olabilir. Bu durum genellikle anne babanın yaşlarının büyük olduğu durumlarda ve onların çocuğun yanında sürekli hasta olduklarından yakındığı durumlarda görülmektedir. Anne babanın hastalanması, kaza geçirmesi, hastanede yatması gibi anne babadan ayrılma durumlarında ortaya çıkabilir. Yeni bir kardeşin doğumuyla kardeş kıskançlığının ortaya çıktığı durumlarda görülebilir. O zamana kadar evin tek çocuğu olan çocuk, anne babasının ilgi ve sevgisini kaybettiğini hisseder. Kardeşini evde anne babasıyla baş başa bırakıp okula gitmek istemez. En kritik dönem ise çocuğun okula başlama döneminde yeni bir kardeşin doğumudur. Çocuk evden özellikle gönderildiğini düşünür ve okula gitmek istemez. Çocuk kendine güvensiz yetişmişse, anne baba yeterli ilgi ve sevgiyi gösteremiyor ve çocuğa sorumluluk vermiyorsa çocuk okula gidip, bu sorumluluğu almaktan korkabilir.Anne babanın çocuğun okula başlamasıyla birlikte geliştirdikleri endişe ve kaygıları çocuğa yansıtmaları sonucu çocukta okul korkusu ortaya çıkabilir. Çocuğun anneye duyduğu bağımlılığın yanı sıra annenin de çocuğa bağımlı Anne babanın aşırı koruyucu tutumu çocukta okul korkusuna yol açabilir. Anne baba çocuğu aşırı kolluyor, koruyor, kendi başına bir şey yapmasına izin vermiyorsa çocuk sonuçta pasif, içe kapanık ve bağımlı bir çocuk haline gelir.

Okula gittiğinde de performans kaygısından kaynaklı okul korkusu yaşayabilir. Anne babanın kızgınlıkla söylediği "seni artık sevmeyeceğim” "ben başkasının annesi olacağım” "seni başkasına vereceğim” gibi sözler çocuğa "seni terk edeceğim” mesajını verir ve çocuk da anne babadan ayrılma korkusu, Çocuğun geç saatlere kadar ayakta kalması, sabah uykusunu alamamasından kaynaklı okula gitmek istememesine neden olabilir. Anne baba arasındaki kavgalar, aile içi huzursuzluklar, anne babanın boşanması, yakın birinin kaybı gibi durumlarda da çocukta okul korkusu ortaya çıkabilir. Okul ortamına bağlı nedenlerden dolayı da okul korkusu ortaya çıkabilir. Anne babaya bağımlı, utangaç, içe kapanık çocuklar okulda arkadaş edinemediklerinden dolayı okula gitmek istemezler. Performans kaygısı yaşayan çocuklar başarısız olma endişesiyle okula gitmek istemeyebilirler. Anne baba çocukta bağımlılığa yol açacak aşırı koruyucu tutumdan kaçınmalıdır. Küçük yaşlardan itibaren çocuğun bağımsızlığı desteklenmeli, çocuğa yaşına uygun sorumluluklar verilmeli, yaptığında ödüllendirilmeli, çocuğun kendine güvenmesi, anne babadan bağımsız hareket edebilmesi sağlanmalıdır. Küçük yaşlardan itibaren çocuğa ayrılıkların doğal olduğu hissettirilmeli, vedalaşmalar kısa tutulmalıdır. Küçük yaşlardan itibaren çocuğa sosyal beceriler kazandırılmalı, arkadaş kazanması ve bağımsız hareket edebilmesi sağlanmalıdır. Anne babalar çocuk için gereksiz endişeye kapılmamalı ve bu kaygılarını çocuğa hissettirmemelidir. Çocuğun sabah uykusuzluk nedeniyle okula gitmek istemeyişini önlemek için çocuğun gece erken yatması sabah uykusunu almış olarak kalkması sağlanmalıdır.

Küçük çocukların 9-10 saatlik, ergenlerin ise en az 8 saatlik uykuya ihtiyaçları vardır. Çocukla durumla ilgili ne hissettiği paylaşılmalı, duygularını ifade etmesine teşvik edilmelidir. Anne babaların bilmesi gerekir ki; çocuk okula keyfinden gitmemezlik, numara yapmıyordur. Hissettiği korku gerçek bir korkudur. Çocuğa korkacak bir şey olmadığını anlatmak gereksizdir. Çocuğa bu korkuyu aşmakta ona yardımcı olacağınızı, bu korkunun sadece onun başına gelmediğini, onun yaşında diğer çocukların da bu yada buna benzer korkular yaşayabileceklerini söylemek daha sağlıklı olacaktır. Çocuk böylece kendini yalnız hissetmeyecektir. Okula gitme konusunda ödün verilmemeli, mutlaka okula gitmesi sağlanmalıdır. Okula devam etmeme çocuğun okuldan daha çok soğumasına neden olur. Çocuk okul korkusu yaşıyor diye okula başlamayı gelecek yıla ertelemek işe yaramayacak, bu korku gelecek sene de yaşanacaktır. Çocuğun okula gitmesi konusunda tüm aile bireyleri tutarlı olmalıdır. Özellikle anne baba bu konuda ayrı tutumlar sergilememelidir. Okula gitme zamanı geciktirilmemeli, sabahları zamanında okula gitmesi sağlanmalıdır. Eğer çocuk hasta olduğunu söylüyorsa okul idaresine bu konuyu bildirin ve okulda rahatsızlanırsa size haber vermelerini sağlayın. Okul çalışanlarının yardımını isteyin. Bu konuda özellikle öğretmeni ve psikolojik danışmanı ile işbirliği içinde çalışmak önemlidir. Çocuk okula devam ettiği zamanlarda ödüllendirilebilir. Çocuğu duyduğu korkudan dolayı suçlamak, onunla alay etmek, düzelmesi için tehdit etmek, baskı yapmak doğru değildir. Çocuğa ilgi, anlayış ve sevgiyle yaklaşılmalıdır. Çocuğa neden okula gitmesi gerektiği ve gitmezse neler kaçıracağı anlatılmalıdır. Öncelikle çocuğun bu korkuyu neden duyduğu araştırılmalıdır. Konuyla ilgili, okul psikolojik danışmanınızdan veya bir psikologtan bilgi ve yardım alınabilirsiniz.

Kaynak:asfaankara.com
Etiketler : Rehberlik

Sosyal Paylaşım :

İlginizi Çekebilecek Diğer Başlıklar

Yorum Ekle

Yandex.Metrica
0,0228